Andante‘de yayınlandı, Temmuz 2015.

Müzikoloji Türkiye’de akademik bir disiplin olarak gerek kurumsallaşma gerekse yayın nitelik ve niceliği bakımından henüz gelişmekte olan bir disiplin. Bir anlamda, disiplini birlikte inşa ediyoruz; daha gidecek çok yolumuz olduğu muhakkak. Öte yandan ülkemizde akademi dışındaki müzikolojik etkinlik de ne yazık ki kısıtlı. Sınırlı bir dinleyici ve okuyucu kitlesine hitap etmenin yanı sıra, devlet kurumları dahil olmak üzere orkestra, koro, konser salonu, festival gibi kurumsal yapı ve etkinliklerin müzikolog kadrolarının bulunmayışı ya da var olan kadrolara müzikoloji formasyonu olmayan kişilerin yerleştirilmiş olması, Türkiye’de çoksesli müzik etkinliğinin adeta yarı profesyonel biçimde sürdürülmesine sebep olmakta.

Ancak bütün eksiklerine rağmen bu coğrafyada bugüne kadar müzikolojik bir bilgi birikiminin oluştuğu, sayısı az da olsa nitelikli çalışmaların yapıldığı göz ardı edilemez. Bu birikimin oluşmasına katkı sunan ve bir kısmı hala alandaki üretkenliğini sürdüren değerli isimlerden biri de kuşkusuz Filiz Ali’dir. Ne sevindirici ki, hem bir eğitimci olarak akademik alana, hem de bir müzik yazarı olarak Türkiye’deki çoksesli müzik üretimine önemli katkı sunan Profesör Filiz Ali, bu yıl kırk üçüncüsü düzenlenen İstanbul Müzik Festivali’nde onur ödülüne layık görüldü.

Öncelikle, yazının başında saydığım sebeplerle, geçmiş yıllarda her biri alanında değerli besteci, şef ve icracılara verilen bu ödülün bir müzikoloğa verilmiş olması disiplinin görünürlük kazanması ve hak ettiği ilgiyi görmesi açısından son derece önemli. Filiz Ali ise bu ödülün verildiği ilk müzikologlardan olmayı fazlasıyla hak ediyor.

Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan sonra, Fullbright bursuyla Amerika Birleşik Devletleri’nde piyano eğitimine devam eden alan Filiz Ali, 1985 yılında King’s College’da yaptığı müzikoloji yüksek lisansıyla müzikolojiye yöneldi. 1987 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı müzikoloji bölümünde ders vermeye başlayan Ali, 1990 yılından emekliliğine kadar uzun yıllar bu kurumda Bölüm Başkanlığı görevini sürdürdü. Ali’nin benim de aralarında bulunduğum birçok öğrencisi bugün akademide ve akademi dışında müzikoloji alanında çalışmalarını sürdürmekte.

Ali’nin, ufuk açıcı gazete-dergi yazılarının ve “açık sözlü” kritiklerinin yanı sıra, Ferhunde Erkin ve Bülent Arel gibi haklarında pek az yazılmış müzik insanları üzerine yazdığı, kişisel tanıklıkları da içeren kitapları önemli bir boşluğu doldurmakta.

Üç yıl süreyle Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yöneticilik yapan Ali’nin burada edindiği ve tüm meslek hayatı boyunca biriktirdiği deneyimin 1998 yılından itibaren Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi’ne (AIMA) devrolduğunu söylemek mümkün. Dünyanın her yerinde genç müzisyenlere kendi alanlarının usta isimleriyle çalışma olanağı veren ustalık sınıflarını, Türkiye’de erken denebilecek bir tarihten itibaren geniş bir çeşitlilik ve süreklilikle gerçekleştiren AIMA, son üç yılda Ayvalık Müzik Festivali ve AIMA Festival Orkestrası’yla da taçlanmış durumda.

Filiz Ali’nin hocalığı, müzik yazarlığı, radyo programcılığı ve AIMA ile açtığı ufkun öğrencileri üzerindeki etkisi en basit şekilde “ilham vermek” olarak özetlenebilir. Bugün bu etkinliklerin hemen hepsiyle meslek yaşamını sürdürmekte olan Filiz Ali’yi kutlar, sevgili hocama verdiği ilham ve kendisinden öğrendiğim, öğrenmekte olduğum her şey için bir kez daha teşekkür ederim. Dileyelim ki bu ödül, müzikolojinin Türkiye’de müzik etkinliğindeki merkezi önemini bir kez daha hatırlatarak disiplinin kurumsal gelişimine de dolaylı bir katkı olsun.

https://muziktekalmaz.files.wordpress.com/2015/08/andante-temmuz-2015.jpeg

Reklamlar